sibelmavikedi.sitemynet.com
GÖLGELİ AYNA ŞAHSİ SAYFAM FORUM HİKAYE VAKTİ FOTO ALBÜM YARARLI LİNKLER

GÖLGELİ AYNA

HOŞGELDİNİZ

Ayın Sözü:

HER İŞTE BİR HAYIR VARDIR...

İki yarim var benim. Birisi Gecekız, diğeri Uykukız. Aksi gibi ikisi de aynı zamanda gelirler. Birinden birini seçmem için zorlarlar. İkisini birden saramam. Birbirlerini hiç sevmezler, beni de çok severler. Barışmaları imkansızın da ötesindedir. Ya ben der Gecekız, ya da ben der Uykukız. Günlük hayat denilen hayat kadını, Hayat adlı kadın beni Uykukıza doğru iter. Der ki; gündüz benimle olacaksın, Uykukızın koynunda dinlen şimdi. Hayat adlı hayat kadını Gecekızı sevmez. Çünkü; Gecekızın asaleti ve güzelliğine malik değildir. Bu hayat kadınını pek sevemem ama onsuz da olmuyormuş diye ezberletilmiş bilinç bodrumunda yaşayan gözsüz kör bekçiye. Bazen hayat kadınını acayip kızdırırım. Onunla birlikte olmam gereken vakitlerin bir kısmını çalar, Uykukıza veririm. Ama Hayat da fena intikam alır bazen. Karabasana dönüşüp korkutur, sıkar beni. Ya da bir keskin baş ağrısı ve salaklık verir bünyeye. Kızdırmaya gelmez pek. Gecekızla, o asil varlıkla birlikte olduğumda, Hayata acayip kazık atmış olurum. Çünkü; ona ayıracağım vakitten yemiş olurum. Gecekızdan ayrılınca Uykukıza sarılırım. Ve Hayat, çatır çatır çatlar. Tabii ki intikamını da hemen alır. Olsun, ben Gecekızla birlikteydim ya, ne olursa olsun. Hayatın bilmediği bir şey var, önemli: Gecekıza iyi davranır ve onu iyi kullanırsan, sana hakiki Hayatı, Cenneti sunar. Sonuçta; hakiki Hayatın öncü birliği gibidir Gecekız sahte, oyuncak, kötü yoldaki Hayat bunu bilemez. Bilse, belki daha çok saldıracaktır, iyi ki de bilmez. Hiç söyler miyim zaten? Bu satırları Gecekızın koynunda yazıyorum. Ve Gecekız, sahte Hayata asla sır vermez. Gecekız anlayışlıdır. Diğer rakibi Uykukızın koynunda dinlenmeme de müsaade eder. Ah Gecekız,senin asaletin, sahta Hayatın makyajlı sahte güzelliğinden sonsuz derece yüksektir. Haydi, tut elimden ve beni Hayat- Hakikiye götür. Elmas varken, kırık cam parçaları neyime gerek???
Mahir ÖZDİLEK

Sen akrepsin, sinsi, korkunç, zehirli, koyu bir gece kadar kapkara bir akrep. Kuyruğundaki ölümcül zehri boşaltmak için av ararken pis izbelerde, taş altlarında, sarı çöl kumları içinde sinsice beklersin. Öyle dayanıklısın ki, nükleer savaşta dev filleri bile öldürebilen radyasyon, sana bir nezle kadar bile etki edememektedir.
Oysa ben seni kelebek olarak yetiştirmek istemiştim. Pırıl pırıl güneşte parlak ve hoş renkli kanatlarınla çiçeklerin gelini olacaktın. Görene mutluluk veren güzellik zirvesi olacaktın. İpek kanatların melek kanadı gibi narin, nazik ve hassas olacaktı.
Akrep uzun yaşar, kötülük ve karanlığın, şeytanın temsilcisidir. Bir takım ateşten yaratılanların kılığına girdiği hayvandır.
Kelebek, bir günlük ömrü olan, iyiliğin ve meleksiliğin sesidir. Ama işte ömrü bir gündür. İyiler kısa yaşıyor, iyilik uzun ömürlü olamıyor. Narin ,nazik kanatlarla bir anda yok olabiliyorlar.
Heyhat, elime geçeni kelebek kozası zannetmiştim, akrep yumurtasıymış meğerse...

MERHABA...

Sana sesleniyorum canımın içi, ciğerparem, sultanım, yürek misafirim Doğumumda senin adını anmışım ölümümde adın dilimde olacak. Aradaki sürede zaten sen doludur ruhum. Suskundur dilim söyleyemez adını, içten yanar yürek sana ulaşmak için. Tırnağımı bile kesemiyorum zira orada dahi sen varsın. Laçkalaşmış vücudumda tek çalışan organım yüreğim, o da sana ait. Beynimin tüm hücrelerinde adın yankılanır. Sevda çiçeğim oldun ebediyete kadar. Gayrıresmi bir çiçeksin yürekte. Yasadışı aşklar yurdundasın. Mecnun Leyla'nın aşkından çöllere düşmüş, ben cehenneme düşmüşüm çöl ne ola ki??? Beynimi yırtan zonklamalarda adın duyulur. Kuruyup çatlamış dudaklarım bir kuru tebessümüne hasrettir, gülsen rahmet yağmurları yağacaktır ruhuma canım efendim. Olmadan ölünmez, ham meyve değil artık bu kurumuş beden. Öldü ve sende dirildi. Sende yaşıyor, kristal bir güzelliğin içinde olan sende yaşıyor ruhum. Melekler kıskanır seçilmişliğini, Afrodit kendini uçurumdan atar, Beatrice erdemlerinden sıyrılır, Leyla kuruyup kalır senin yanında ey peri prenseslerinin hayran olduğu eşsiz Yıldız Işığı. Yıldız dedimse alınma Güneş de bir yıldızdır. Gümbür gümbür atan nabız gibi solumaktadır aşk senleşmek için. Her insanda yansıman var, her çiçek sen kokuyor, her bebe sana hayran doğuyor. Yüceliğin, asaletin, dünyayı doldurmuştur. Geceler çok karanlık, gel bir tebessüm et de cennet çiçekleri açsın soğuk odamda ey peri ruhsar Geceleri uyuyamıyorum zira seni düşünmeliyim, adını anmalıyım. Gündüzleri ruh gibiyim çünkü kendimde değilim Beni bende demen/ Ben bende değilim/ Bir ben vardır bende benden içeri der ulu evliya Bakışlarının erittiği bedenimde yanmadık yer kalmadı. Haydi bir kere gül bana da ruhumdaki fırtınalar dinsin artık ey Yıldızım...
Mahir ÖZDİLEK

Ben toprağım ey yağmurum bütün yakıcılığınla gel bana ve yoğur beni yumuşattıkça. Göklerden bir müjde gibi, rahmet gibi in bağrıma. Yak beni, yak, yoğur, pişir; uç içimden sonra, olmalıyım ben, oldur beni, önce oldur sonra öldür... Mecnun'a düşen Leyla adlı yağmurdu, sıcak lavlar gibi. Leyla yağdı, Mecnun yumuşadı, içti, tüm zerreleri Leylalandı, Leyla oldu, Leylalaştı ve sonra pişti, içindeki Leyla uçtu, kendine şekil verip Hakiki Sanatkâra sunan Leyla uçtu ateşin hararetiyle ve pişmiş, şekillenmiş toprak kaldı geriye.

MAHİR ÖZDİLEK

Kurşun renkliydi gökyüzü. Serin rüzgarlar esiyor ve kasvet saçıyordu erkek. Güneşi arkasında saklıyordu. Sadece buhardı kullandığı sadece buhar... Bulut adı verilen kalkanı kullanıyordu erkek. Oysa kadın açtı güneşe, güneşe ve suya. Yaşaması için gerekliydi bunlar. Erkek niçin gaddardı? İkizini araması ve kavuşması gerekmiyor muydu? Aşkın cilvelerindendi demek ki bu da, demir leblebi bir sınav sorusuydu.

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın